kıldan ince kılıçtan keskin olan çizgidir bu; biz her zaman isteklerimizin ya da istemediklerimizin gölgelerinde yaşarız „ ne zaman bir gölgemiz olmaz, işte o zaman inancın ve korkunun da bir önemi, hiçbir anlamı kalmaz..
genellikle şunu daha en başlarda unuturuz; bir gölge her zaman ışıkla gelir,
ışık aydınlıktır
göz alıcı,
köreltici, ve karanlıktır..
29 May 2012 / 3 notes / hasta notlar
binmek ve oturmak farklı eylemlerdir
tıpkı sarılmak ve kucaklamak gibi
öpmek istediğinde ille de bir dudak arıyorsa dudakların
söylüyorum işte, sen tam bir budalasın
otur oturduğun yerde
ve sakın sarılayım deme!
24 May 2012 / 2 notes / notlar
saygı bizde el öpmekle eşdeğer; oysa bir barbar sadece yenildiğinde el öper, o da hayattaysa..
bu dizide çok fazla kan olduğunu, abuk sabuk görüntülerle dolu saçma sapan ucuz bir dizi olduğunu söyleyenler, çok merak ediyorum hangi gözlerle izlediniz, kulaklarınız yeterince duyuyor mu; köle spartacus tutulduğu yerden bir gladyatör olarak yanına arkadaşlarını da alarak kaçıyor, kaçarken de katliam yapıyor, sonra romalı asillere karşı bir isyan başlatıyor vesaire.. gerisi kan revan, şiddet içerikli, seks dolu anlamsız bir dizi işte.. hepsi bu mu ?
asıl ahlaksızlığın ne olduğunu göstermiyor mu ? cinsellik nedir ? tercihlerin, kimi sevdiğinin, kiminle yattığının ne önemi var ? o dizide gay, eşcinsel, lezbiyen, ya da günlük dilimizde şekillenmiş herhangi bir cinsel kimliğin kullanılmadığını da görebiliyor musunuz ? çok mu aşağılık bir durum bu, yoksa gerçekten bir zamanlar bizim için etiketlerin şu an olduğu kadar önemli ve hassas olmamasının nedeni ne olabilir ??
ayrıca ister tek, isterse yüzlerce olsun, tüm tanrıların ne kadar gereksiz ve aslında hayatımızda nasıl ölümcül ve zehirli yaralar açtığını da anlatmıyor mu, adam bunu haykırıyor, belki bu yüzden olsa gerek finalde şu sözler dökülüyor ağzından;
- ipleri tutun, onlara unutulmaz bir ders verelim!
ve gök gürlüyor o sırada, diğeri coşkulu bir sesle haykırıyor;
- bu ses inişimizi gizleyecek, tanrılar bize bir şans veriyor!
ama spartacus gök gürültüsüne, ya da bir işaret varsa bile onun varlığına hiç aldırmıyor;
- özgür insan kendi şansını yaratır.. bu gece hepimiz tanrıyız! bütün roma gazabımızı görecek!
17 May 2012 / 1 note / spartacus notlar
kalpsiz de yaşanır, beyinsiz de
suda bir balık gibi, bir kavanozun içinde su gibi
bir kavanoz gibi içine aldığın herşeyle birlikte
ve tümden boşken için,
evet,
böyle de yaşanır..
16 May 2012 / 2 notes / hasta notlar
acı ya da tatlı, bunlar varolmayan şeyler, hiç olmadılar, yoklar„ canınız yandığında, ya da zevk aldığınızda, tam olarak o an aklınıza gelen şey ne ? acı mı ? hoşunuza giden birşey mi oldu ? hayır, bunları düşünmezsiniz, dahası, hiçbir şey düşünmezsiniz.. bunun düşünmekle bir ilgisi yok, kelimelerle, kültürle, ya da ahlakla hiçbir ilgisi olmadı hiçbir zaman„ her ne oluyorsa, o anların sonrasında oluyor, bir kitabın sayfalarına düşüyor tüm yaşanan, ve düştüğü yerde öylece kalıyor..
16 May 2012 / 2 notes / hasta notlar
geri sayım başladı
ondan dokuza doğru
dokuzdan sekize
sekizden yediye
üçten ikiye
ikiden bire
ve birden bire;
birşey oldu..
düğmeye basmadı..
fişi çekmedi
kabloyu kesmedi
uçağa binmedi
otobüsle gitmedi
aramadı ve
telefonu hiç açmadı
sadece su içti ama,
hapı yutmadı
sonra da
ışığı kapadı..
7 May 2012 / 2 notes / notlar
doğumla gelen bir mesaj var; ”bağlanmayacaksın”
bu yüzden doğa, ilk hamlenin kordona yapılmasını zorunlu kıldı..
25 Apr 2012 / 3 notes / hayat notlar notlar
ağır ağır kapanırken bulutlar, bu perdelerin ardında ne var ?
ayağa kalkıyor ve sahnenin önüne kadar yürüyorum„ alkış sesleri yeri göğü yırtıyor, ama ben inliyorum„
alkış alkış alkışlar..
bu dinmek bilmeyen yağmur, kimin için ?
sanki yeryüzünde ilk defa böyle birşey oluyormuş gibi, şaşkın ve heyecanlı gözlerimi toprağa dikiyorum
toprak suyla dolu..
ah, ellerimde şekillenen şu çamur,
işte şimdi birşeye benziyor..
25 Apr 2012 / 5 notes / notlar
bu yazıların, yazılanların ve okunanların seninle, benimle ve başkasıyla bir ilgisi yok„
onlar, yani yazılar
tıpkı eğer şu an mesela, bakıyorsan bir ağaca,
ağacın yapraklarına,
işte o yaprakların kılcal damarlarına kadar sinmiş kokusunun
yani farzet ki bir yağmur damlasının
tam da şu an önüme düşmüş olması,
ve bir kağıdın ıslanması gibi
bir an işte
an gibi..
artık yazılmaz o kağıda
sadece dokunursun„
14 Apr 2012 / 2 notes / yazı notlar