February 2012
23 posts
2 tags
1 tag
2 tags
1 tag
1 tag
1 tag
2 tags
“ve dedi: -en kof ceviz bile kırılmak ister” * dalgınlığıma mı geldi.. o da belki, sadece birkaç saniye.. kitaplara bakıyordum.. aslında öylesine bakınıyordum.. seni izliyordum.. her kitaba yavaşça dokunuyor, tümseklerle dolu bir yolda ağır aksak, okşayarak ilerliyordu ellerin.. bazen o tepelerden birinde daha da yavaşlıyor, gözlerini kapatıp onların içini okuyordun, sayfaları çevirmeden.. ...
2 tags
1 tag
Anlaşılmaktan daima, tiksinti içinde kaçınmışımdır. Anlaşılmak, kendini satmak...
– Fernando Pessoa (via kusunbiri)
3 tags
3 tags
3 tags
2 tags
1 tag
1 tag
2 tags
2 tags
ben bir sineğim →
1 tag
1 tag
değerli dostum, sana bunları bir hastane odasından yazıyorum, ve evet, daha önce de söylediğim gibi, şu sıralar bir deneme yazıyorum.. roman için taslak anlamına geliyor bu.. orada bir kadını anlatıyorum, kendini öldürmek isteyen bir kadın„ ama bunu başaramayacağını anlayınca tuhaf bir şekilde seri katile dönüşüyor, ve genellikle kendisi gibi olan kadınları bulup önce onların...
3 tags
3 tags
January 2012
37 posts
3 tags
işte yine sabah oluyor„ güneş orada, ama çok uzakta.. bir zamanlar çocukken de beklerdim bu anı.. bazen bulutlu ve yoğun bir gökyüzü olur, onu göremezdim„ ama bulutların arasından sızan ışıkları tek tek yakalar, birbirine bağlardım„ evet, doğrusu bu işi iyi yapardım o zamanlar.. şimdi ise gökyüzü bulutsuz, toprak sessiz.. buralarda bir fare var, kendini çok akıllı sanıyor, belki...
3 tags
2 tags
2 tags
2 tags
- akvaryumdan zıplayan balığın kısacık öyküsü.. özgürlük nedir? diye sordum insana; kafasını kaldırıp parmağıyla bulutları işaret etti, ve bana özgürlüğün kuşlar gibi uçmak, gökyüzünde süzülmek olduğunu anlattı„ bilge görünüyordu bu haliyle„ ben de uçtum hemen, uçtum ve kuşlara yaklaşıp özgürlüğü sordum; kanat çırpmaktan yorulmuş, su içmek için konacak bir göl kenarı arıyorlardı.....
2 tags
2 tags
hayatı birlikte paylaştığımız canlı-cansız varlıklarla aramızdaki farklılıklara değil de benzerliklere bakabilseydik; bugün gizem ve tesadüf diyerek kestirip attığımız bazı şeyleri anlamamız ve onları kabullenmemiz daha kolay olurdu..
2 tags
3 tags
insanların yürürken çıkardığı sesler, robot evriminin nerede başladığını anlatır bana.. bir kadın, tüm doğallığından en az yıldızlar kadar uzakta bir yerlerde yürürken, buralara, kaldırımdan kulağıma çalınıyor topuk sesleri.. işte! tam önümde ve ayağı burkuluyor„
soğuk, mavi bir buzdağı,
baştan ayağa çatırdıyor
yerde ve şimdi o, sıcacık ağlayan bir kadın artık.. o kadar kadın ki...
2 tags
2 tags
3 tags
çapları öylesine geniş ki kafalarını kaldırdıkları zaman gökyüzünü göremiyorlar„ ağızları kocaman açılıyor„ şaşkınlar„ onları görünce büyük bir ilkellik duygusu kaplıyor içlerini„ hiç hayal edemedikleri bir teknolojiye sahipler„ öyle ışıklı bir fanustan falan da inmiyorlar„ yazıp çizilen abartılan uzaylı yaratıklara ve bizlere hiç mi hiç benzemiyorlar„...
1 tag
2 tags
2 tags
1 tag
2 tags
bugün yağmur yok„ bulut yok„ şimşek yok„
deniz bir göl gibi durgun„ tüm kaçanlar geri geldi„ güneş kuruttu beni„ her biriniz bana bakıyordunuz„ bir hayalettiniz„ ya da görmüş gibiydiniz„
1 tag
2 tags
dün yağmur vardı„ deniz dalgalıydı„ bulutlar alçaktı„ çok alçak hem de„ bir şimşek görmüştüm kilometrelerce uzuyordu„ çatallanıyor„ sonra gözden kayboluyordu„ sesini duyuyordum ardından„ kükrüyordu„ insanlar kaçışıyorlardı„ başları öne eğik„ elleri kafalarında„ ve kimilerinin şemsiyesi de vardı„ ama yine de ...
1 tag
4 tags
4 tags
4 tags
2 tags